dil seçenekleri

English French German Spain Italian Dutch Russian Portuguese Japanese Korean Arabic Chinese Simplified

4 Aralık 2012 Salı

GezentiMete GÜRCİSTANDA

       



Merhabalar ben Mete GezentiMete
  2012  Kasım ayında arkadaşım Özer Aydoğmuş ile birlikte Türkiyeyi baştan sona araba ile katederek Gürcistan a 4 günlük bir gezi gerçekleştirdik. Bu blog da gezi ile ilgili resim, bilgi ve anılarımı paylaşacağım. Zamanım kısıtlı olduğu için parça parça yazacağım .Umarım vereceğim bilgilerin bizden sonra gideceklere azda olsa bir faydasının olmasını umuyorum.Gitmeye fırsatı olmayıp ta oraları merak edenler içinse bu blog da hoşça vakit geçirmeleri dileği ile...:)


Kabaca izlediğimiz rota...17 Kasım 2012 Cumartesi Bandırmadan yola çıktık. Aynı gün Sinop Boyabat ta ulaşıp geceyi orda geçirdik..

Yola çikmadan evvel aracımızın kilometresinide kayıt altına aldık.

Bandırmadan çıktıktan sonra sırası ile bursa gemlik izmit bolu karabük kastamonu güzergahını izleyerek sinop boyabata ulaştık..

Arkadaşim ve meslektaşim Özer Aydogmuş sevgili eşim Aylin ve biricik oglum kücük gezginim Çınarda gezimizin bir kısmında bize eşlik ettiler:)

Her ne kadar oğluşum Çınar bizim kadar bu geziden zevk almasada sesini çıkartmadı..2.5 aylık oglumun ilk uzun yolculugu bu..

Gemlige ulaştıgımızda güzel bir manzara bizi bekliyor..Sinoptan verilen zeytin siparişimizi almak üzere zeytinci hüsamettine ugruyoruz..
Zeytinci Hüsamettin Amcamızdanda hediyelik zeytınımızı aldık.Kendisi ile o kadar muhabbet ettik hatta nerede ise akraba cıkacaktık amma adam kuruş indirim yapmadı zeytin fiyatında:)
Zaten amcamın pozuda görüldügü üzre peşin satan pozu:)


Zeytin fiyatında indirim alamamış olmamın verdiği moral bozukluğu ile yolumuza tekrar devam ediyoruz..
Hem baba hemde gezgin olmanın zorluklarını an be an yaşıyorum.
Oğlumun çok küçük olmasından dolayı yol boyunca sürekli ve zorunlu molalar vermek zorunda kaldık.Bu yüzden her zaman 10 saat süren Sinop Boyabat yolu bu sefer 13 saat sürdü..

Sinop Boyabat
17 kasım cumartesi gece geç saatlerde Sinop Boyabat'a ulaşmamızın ardından ertesi günü hem dinlenmeye hemde Boyabat'ı gezmeye ayırdık..
Öncelikle Boyabat'ı çevresindeki tepelerden kuş bakışı izledik..

 Boyabat kalesi ile meşhur ha birde bazalt kayalıkları ile..daha önce defalarca gezdiğim için bu yazımda kısaca bahsediyorum.
Boyabat Kalesi
Boyabat kalesi oldukça dik bir tepeye yapılmış ve her yere hakim konumda..


E tabi işin içinde tepe kale olunca  tırmanmak gerekiyor..


 Tırmanışın sonundaki manzara tüm yorgunluğa değiyor..
Fotoğraf ile ilgilenenler için güzel kareler çıkabilir.. Bizim şansımıza hava kapalı ve puslu..
Kalenin karşısındakı tepeden aşagı ınıp ıkı tepe arasından akan dereye indik..
Karşıdan hayranlıkla izlediğimiz kaleyi fethetme zamanı geldi...Bakalım iceridende  dişardan göründüğü kadar ihtişamlı mı...
E amaç en zirveye ulaşmak..
Bu seferde kaleden Boyabat manzarasına hayran kalıyoruz..

Özerden değişik pozlar..
Bu arada Boyabat kalesi tünellerinden bahsetmeden geçemeyeceğim..Kalenin içinden şehrin merkezine kadar inen tüneller mevcut.Tünellerin bir kısmı ziyarete açık durumda yolunuz buralara veya yakın bir yerlere düşerse ziyaret etmeden sakın ama sakın dönmeyin...İlerde Sinop anılarımı blokta paylaştığım zaman ayrıntılı bilgi verebilirim...


18 Kasım pazar gece sinide iyice dinlenip gezinin geri kalanı hakkında plan yapmakla geçirdik ve ertesi sabah   9 gibi sinop gerze güzergahını kullanarak Karadeniz sahil yoluna çıktık Özlerle ben 15 yıllık uzman hava tahmincisi olarak önceden hava durumunu incelemiş havanın son derece gezmeye müsait olduğunu öğrenmiştik.Lakin karadenizin havasına da güvenilmeyeceğini çokta iyi biliyorduk.Karşılaştığımız bu manzarada bizi tedirgin etti.

Endişelerimiz denizi görür görmez sevince dönüştü.Karadeniz tüm güzelliği ile karşımıza cikiverdi..
Gerzeyi Karadeniz sahil yoluna bağlayan yol oldukça virajlı ve tehlikeli. Gerçi sahil yolu 1-2 seneye kalmaz Sinop a bağlanır ama gene de uyaralım..Yol boyunca da müthiş manzara eşliğinde semaverle çay içebileceğiniz küçük işlemeler mevcut.
Karadeniz sahil yolu dümdüz geniş ve rahat. Yalnız bütün sahili doldurmuşlar doğal yapısını bozmuşlar..
Yol aldıkça Samsunun şirin ilçelerini bir bir geçiyoruz e bize de kayıt altına almak düştü.


Samsuna ulaştık ulaşmasına ama fena halde acıktık.Eniştemin yemek teklifine balıklama atladık:)Kalan yollar kilometreler için enerji depolamamız lazım...
Yemeklerimizi yerken arkamızda nazlı nazlı salınan Türk bayrağı dikkatimi çekti.Samsun semalarına al yıldızlı bayrağımız bir başka yakışıyor...Fotoğraflamadan duramadım..Ama oyalanacak fazla zamanımız kalmadı geceleyecegımız trabzon a 350 km daha yolumuz vardı.

 Tabiki Samsuna kadar gelmişken meşhur Atatürk heykelini ve Bandırma gemisi müzesini görmeden devam edemezdik..

Samsunun Ordu çikişi tarafında konumlandırlıan Bandırma gemisi müzesi bir Bandırmalı olarak bana gurur verdi.Yanlız bu Bandırma gemisinin bir kopyasının bandırmada niye olmadıgı sorusu aklıma takılmadı degil..


Zamanımın hızla azaldıgından dolayı cabuk adımlarla gemiye ilerliyoruz..Karadenizde güneş oldukça erken veda ediyor.
Hatıra resmi...


Atamızın yolculuk boyunca toplantı yaptıgı belkide milli mücadelenin temellerinin atıldıgı çalışma odası..

Mürettebatla yakın ilişki kurmayı ihmal etmedik tabiki..

Özerim yardımını esirgemedi....
Bandırmam benim..

Adımlarımızı hızlandırdık.Yola devam ettik ama çok sevdiğim Ordu ve Ünyeyi karanlıkta geçtiğimizden dolayı göremedik...:( Geceyi Trabzon Meteoroloji Bölge Müdürlüğünde geçirmeyi planladığımızdan çok geç olmadan Trabzon'a varmamız gerekiyordu..
Geceyi Trabzon da geçirdikten sonra sabah ilk işimiz Sümele manastırını görmek için Maçka ilçesine dogru yola çıkmak oldu..
Sümele Manastırı Trabzonun Maçka ilçesinde.Trabzon ile Maçka arası yaklaşık olarak 26 manastır ise 40 km civarı uzaklıkta.Trabzonu iç anadoluya bağlayan Gümüşhane Bayburt yolu üzerinde..
Maçkayı geçtikten sonra 15-20 km lik virajlı ama bir o kadar güzel bir yol size eşlik ediyor..
Sağınızda çoşandere
Solunuzda ise dik yamaçlar ve orman ..
En sonunda manastıra ulaştık .Manastırın bulunduğu alan orman bakanlığına ait milli park araba girişi tam olarak hatırlamıyorum ama 10-15 arası.Manastıra giriş ise turizm bakanlığı sorumluluğunda giriş 8 tl..Tabi ki orman bakanlığında çalıştığımız ve Müze kartımız olduğu için her yere beleş girdik:)

Manastıra ulaşmak için 2 seçeneğiniz var  ilki  araba ile manastırın 200 metre yakınına kadar gelebiliyorsunuz. İkinci seçenek ise zorlu bir tırmanış..Zamanı az ve enerjisi yeterli olmayanlar arabayla çıkışı seçmeleri akıllıca olur biz öyle yaptık zamanımız kısıtlı olduğu için araba ile çıktık..Malum geç olmadan Gürcistan sınırını geçmemiz gerekiyor..
Seyir terasından manastırın görüntüsü..
Arabayı park ettiğimiz alan ile manastır arasında katetmemiz gereken yaklaşık 200 metrelik bir yol var ama emin olun yürümesi oldukça zevkli..
Yol boyunca manzaranın tadına doyum olmuyor..
Yüzlerce yıl boyunca büyüyen ağaç kökleri manastıra giden yolu kaplamış..
Yahu bu Karadeniz de düz bir yer yok mu hep çık hep çık sonrada in...

                                                            Sümela Manastırı

Sabahın ilk ışıklarında bizden başka ziyaretçi yok..
Bu sümela manastırını ikinci ziyaret edişim.
Manastırda yaşayanlar şanslıymış her pencerenin manzarası bir başka güzel.
Keşişlerin odaları..

 Hazreti İsa ve Meryem'in konu edildiği freskler..
Manastır duvarlarında İncil de geçen olayların konu edildiği freskler göz kamaştırıyor..

Karadeniz'in klasik manzaraları..
Manastıra son bir bakış.Ziyaret bizim oldukça zamanımızı aldı git gel 3 saate yakın zaman harcadık.Telafi etmek için Trabzon'da gerçekleştirmeyi planladığımız Ayasofya kilisesi ve Atatürk köşkü gezisini iptal etmek zorunda kaldık

.Yola devam .Karadenize gidenler bilir bilmeyenler için yazıyorum.Karadeniz sahil yolu tünelleriyle meşhur yol boyunca onlarca tünelden geçiyorsunuz.bunların arasında Türkiye'nin en uzun tüneli olan Ordu Nefise Akçelik tüneli.Tünel tam tamına 3825 metre uzunluğunda...
Trabzon benim için çok büyük öneme sahip.Askerliğimi araklı askerlik şubesinde yaptım. Batuma giderken uğramamak olmazdı eski dostları gördük hasret giderdik..Temel abimi çok özlemişim..)
Bu seferde Trabzon'un ufak ama şirin ilçelerini ardımızda bırakıyoruz.Yeterince vakit ayırıp hakkıyla gezemediğimiz için üzülüyor kendi kendimize bir daha ki buluşmamızda acısını çıkarmaya söz veriyoruz..

Rize'de Çay tarlası

Çay toplayan masum köylü:) hep televizyonlardan izlediğimiz çay tarlalarını yakından inceleyip numaradan çay hasadı yaptık.
Ne kadar zaman sorunumuz olsa da Rize şehir merkezini gezmeden olmazdı.Gerçi Rize hayallerimden biraz ufak olsa da yinede güzeldi.
Daha öncede belirttiğim gibi ülkemizin doğusunda güneş oldukça erken batıyor.Vakit oldukça ilerledi Gürcistan sınırına güneş batmadan ulaşma ihtimalimiz kalmadı.Birden Özer le yurtdışı çıkış harcını ödemediğimiz aklımıza geldi ve hemen Rize'nin şirin ilçesi İyidere ye sapıp ziraat bankasına harçlarımızı yatırdık.Gürcistan ile Türkiye nin aralarında yaptığı anlaşma gereğince iki ülke vatandaşları karşılıklı olarak vizesiz ve kimlikle geçiş yapabiliyorlar.Bizim Gürcistan dan sonra Azerbaycan planımız olduğu için pasaportla geçiş yaptık.
      Bir tl karşılığında beyaz bir belge alıyorsunuz gümrüğe kimlik ve o belgeyle müraacat ettiğinizde karşi tarafa geçebiliyorsunuz..
 Pasaportla geçiş yaptıgınızda gumrukte satılan 15 liralık pulu alabirsiniz..
 Eveeeet birazda yediklerimizden içtiklerimizden bahsedelim:)Batuma giderken yolunuz Rizenin çayeli ilçesinden geciyor.E çayeli denince akla ne geliyor tabiki kurufasulye.Normaldede benim favori yemegım oluyor kendılerı yemeden gecseydık arkamızdan aglardı:)Şaka bir yana isminin hakkını veriyor unutulmaz bir tat muhakkak denemenızı tavsıye edıyorum.Biz çayeli ilçesinin ana caddesi üzerindeki Lale lokantasında yedik.Bu tip lokantalardan 2-3 tane var.Adamlar sadece koca lokantada kurufasulye servis edıyorlar.Fiyatlar biraz tuzlu 2 kişi kuru pilav 30 lira ödedik.İskender den biraz ucuz:)
Karadenizde dikkatimi çeken farklılıklardan bir taneside cami minarelerinin normalden çok uzun olması..
Dip not eklemek gerekirse dogu karadenizde gaz ve benzin oldukca pahalı marmara bölgesinde gazın litre fiyatı 2.50 ila 2.73 arası gezinirken hopada 3.00 gördük araba ile gideceklerin maliyet hesaplarında dikkat etmesi gereken bir husus bence:)Bizim maliyetleri oldukça arttırdı..
Rizedeki üniversitenin adını recep tayyip erdoğan koymuşlar..
Bu dakikadan itibaren hava kararmaya başladı.Bizide bir telaş sardı o yüzden fotoğraf cekmeyı falan bir kenara bırakıp gaz pedalına yüklendik:)Planlarımızın arasında olan karadeniz müziğinin efsane ismi Kazım Koyuncunun mezarını ziyaret etme işini de mecburen dönüşe ertelemek zorunda kaldık...Herşeyide dönüşe erteliyoruz ama hadi bakalım:)
     Batuma kadar gecen sürede maalesef resim cekemedık ama o sure zarfında gürcistan a gitmek isteyenerın faydalanacağı ve dikkat etmesi gereken bır kac noktayı yazmak istiyorum...
1.öncelikle gürcistan ile aramızda 2 saat zaman farkı var.biz aksam 6 gibi sınırı geçtik saat 8 oluverdi birden..
2.kimlikle geçiş yapabiliyorsunuz amma bizde şahit olduk pasaport polisi kimliğinde tc numarası olmayanları ve kimliği eski püskü resmi eski vatandaşların geçişine izin vermiyor gecmeden evvel kimliklernizin durmunu gözden geçirmelisiniz.
3.sınır oldukça yogun kalabalıgı ve dolayısı ıle beklemeyi göze almalısınız ozellıkle araba ile gecişlerde sabrınızı zorlayan beklemeler yaşayabilirsiniz.
4.son oarak bir tünele giriyorsunuz ve tünel çıkışında birden sarp sınır kapısı karşınıza çıkıveriyor.Sol tarafta paralı bir otopark var aracı gecirmeyecekseniz arabayı bizim yaptıgımız gıbı hopada bırakıp sınıra mınubuslerle gecebılırsınız.
5.Gürcü poliside türk poliside oldukça kibar aramalar sıkı degıl kolaylıkla sınırı gecebılıyorsunuz her ne kadar kolayda olsa sınırlar benı hep germiştir.
6.diyelim sınırı geçtiniz sınır kapısı Batuma 17 km uzak o yüzden 2 seçeneğiniz var.birincisi gün içinde kapıdan batuma giden ford minibüsler var (Gürcistan'daki bütün minibüsler ford)ilerde ayrıntılı bahsedecegım..
1 lariye sizi batuma götürüyorlar.2. seçenek ise taksiler ilk gidenler icin taksiyi tavsiye ediyorum genel olarak normal fiyat 20 lari pazarlık gücünüz yüksek ise 15 bile gidebilirsiniz taksi oldukca ucuz ama işin sırrı pazarlık sakın ama sakın 20 lariden fazla vermeyin..
7.Para bozdurma işine gelince sınırda döviz buroları mevcud ama kurlar az da olsa aleyhinize.Taksi türk parası kabul edecektir o yüzden paranızı batumda en uygun orana sahip döviz burosunda bozdurabilirsiniz.Tifliste ise biz dolar bozdurduk türk lirasını göremedik..
7. gelelim para birimine gürcülerin para birimi Gel yani gürcistan larisi 1 lira =0.93 lari hemen hemen aynı sayılır.biz gitmeden evvel yaptığımız araştırmalarda 1tl 1.20 lari gibiydi yani zamanla gürcü parası tl den daha pahalı hale gelmiş al sana maliyeti arttıran nedenlerden bir tane daha:) yazının kalan kısmında yuvarlayıp aynı hesap edeceğim.
Not:Gürcistana hava yolu ile gelmek isteyenler için açıklama yapalım Batuma Türk Hava Yollarının ve Pegasus un uçak seferleri var.
      veeeee Gürcistandayız en sonundaaaaaaaa:):):):)
    Sınırı sağ salim geçtik vatanımızı arkada bıraktık.Kapının öteki tarafı ana baba günü gibi bekleyen taksiler girip çıkanlar tam bir curcuna sizi gören taksiciler aynı Türkiye'deki gibi taksi taksi diye bağırıyorlar.Onlardan birine yaklaşıp Batum ne kadar diye sorduk sorduk diyorum adamlar bizim kadar Türkçe biliyorlar:)
Soldaki gürcistan larisi sağdaki ise bizim 1 liramız kabaca eşitledik birbirine:)
Evet paradan bu kadar bahsettikten sonra gezimize devam edelim.Bindik taksiye taksilerin hemen hemen hepsi mercedes..Aval aval etrafı seyretmeye söförle muhabbet etmeye başladık.Gerçi hava karardığı için pek bir şey göremedik ama dikkatimizi çeken ilk şey hemen hemen her arabanın mercedes veya bmw olduğu..Gerçi afganistandaki binlerce arabanın toyota corolla olduğunu gördükten sonra beni pek şaşırtmadı.Yol boyunca gözlerimiz devamlı benzin istasyonlarının tabelalarında oldugundan burada da hemen gözüm tabelalara takıldı.Türkiyede biz hakikaten pahalı benzin kullanıyormusuz onu anladım.Dik yarı ucuz araba ile gecerseniz deponuzu fulleyin derim.
  Trabzonda iken booking comdan bir hostel ayarlamıştık geceliği 2 kişi 70 lariden old batumi diye.Otelin bilgilerini telefona kaydetmiştik söföre gösterdik bilmediğini ama bulabilecegini söyledi:) O anda içimde bir kurt gezinmeye başladı ama bakalım ..Yolda polis arbası siyah bir aracı anıden durdurdu sofore sorduk neler oluyor diye. Gürcistanda polis emniyet kemerine çok dikkat ediyormuş ve anında ceza kesiyormus rüşvette kabul etmiyormuş ona göre:)
 Batuma vardık ve başladık otel aramaya söför en az 45 dakika batumda bizi dolaştırdı başka taksicilere sordu ama bi türlü bulamadı biz iyice işgillenmeye başladık ve aynı yerden defalarca gectiğimizi anlayınca söfere bizi bırakmasını kendımiz bulabilecegimizi söyledik.Ama yardımsever söför ısrarla bulmadan bırakmayacagını soyledi:) Hiç unutmuyorum kostrava street bulduk en sonunda ve tak tek kapı numaralarını takip ederek otele ulaştık.Para ödemeye gelince şöför bizden nerdeyse 2 katı para istedi bizde verdik nabalım dakika bir gol bir:)

Dakikalarca aradığimiz ugruna kazık yediğimiz ama bi o kadarda sevdiğimiz hotel old batumi.:)Küçük bir aile işletmesi en alt katta gürcü aile kalıyor üst katlarda ise turistler.İnternet var odalar temiz ve en önemlisi her yere ama her yere yürüme mesafesinde tavsiye ediyorum:)


 Eşyaları otele bırakır bırakmaz kendımızı sokaklara attık.Sokaklar bosalmıstı ama ışıl ışıl..
 batum saat kulesi
 Batum kumar oynamasını sevenler için tam bir cennet.
 Gürcüler sabah çok geç saatlerde kalkıp erken saatlerde yatıyorlar.Lokal olarak saat 22 olmasına rağmen  sokaklarda bir biz vardık birde in cin top oynuyordu.
posedion heykeli arkadaki ışıklı bina ise tiyatro binası ..

Kısa turumuzun sonunda kendımızı bır cafeye atıyoruz ve meşhur gürcü şaraplarının tadına bakıyoruz.
Batumda dil sorunundan bahsedersek kimse ingilizce bilmiyor ama hemen hemen herkes özellikle esnaf kısmı türkçe biliyor yada en azından anlıyor.Yani türkçe hemen hemen her işinizi halledebilirsiniz.
Örneğin resimde görülen cafeye oturduk ve ingilizce menü istedik ortalık karıştı garson öteki garsonu çağırıyor gelen adam anlamıyor menü falan arıyorlar bizde aramızda bunlar ingilizce bilmiyor derken bunu duyan garson abi siz türk müsünüz diye sordu bizde evet deyince abi baştan desenize deyip başladı bizimle sohbet etmeye:)Garsonla ahbap olduk bu ilerde bizim çok işimize yarayacaktı.
cafenin ismini de verelim lecanape garson çocuk belki sizede yardımcı olur kim bilir cafede internet baglantısıda var.
Birazda otel odamızdan manzaralar koyalım dedik.Yataklar rahat olduğundan mıdır yoksa yorgunluktan mıdır bilemem ama en rahat gecelerimden biriydi melekler gibi uyumuşum.
Sırayla duşumuzu aldıktan sonra sırt çantalarımızı hazırlayıp yine kendimizi sokaklara atmaya hazırlandık..Sırt çantalarımızı emanet bırakmaya karar verdik pansiyoncu amcanın bize hayır demeyeceğini umarak aşağı indik..
Duşumuzu da gösterelim..
Burdada odamızın penceresinden arka bahçe manzarası ..
Hava şansımıza cok güzeldi neredeyse yazdan kalma.Gürcistan Batum ziyaretimizi planlarken mevsimin kış olması nedeni ile bizi en çok endişelendiren hava durmuydu.Sizde batumu gezmeden önce batum hava durumunu kontrol edin derim.
Batum(Batumi) hava durumu için

http://www.wunderground.com/weather-forecast/GE/Batumi.html



Ziyaret ettiğim yabancı şehirlerde özellikle herkesin bildiği mekanları değilde o şehrin gerçek yüzünü yansıtan arka sokakları halk pazarlarını gezerim.Turistik mekanların o ülkenin ruhunu tam anlamı ile yansıtamadığı düşüncesindeyim..Batumda da aynısını yaptık hemen şehrin kuzeyindeki banliyölere attık kendimizi..

Tavuk pazarı ve yolunmuş tavuklar:)

 Eski sovyet döneminden kalma binalar eski ve bakımsız..


Karadenizin ve Gürcistanın  vazgeçilmezleri ford minibüsler..

 Tıpkı Afganistan da ki gibi fakiri çok fakir zenginide çok zengin bu gürcülerin.İnsanlar ellerinde para yapacak ne varsa satıyorlar eski elbiseler şişeler damacanalar.. Bilseydim bende birkaç damacana getirir satardık 3-5 guruş kazanırdık..:)
Batumun arka sokakları şehir merkezine tezat yorgun, yaşlı, bakımsız ve eski .... ama güzel..


Eve hediyelik birşeylermi alsam bitlenmessek iyidir:)
 Emektar rus kamyonu
Kapalı bir pazar yeri bulduk tabiki hemen dalıverdik bakalım neler var neler yok .
Buda Batum otogarı .Burda batumun gercek yüzü ortaya çıkıyor jan janlı binaların arasında eski köhne bir otogar.
Sokaklarda yaşlı gürcü teyzeler.
Güristandaki bakkallardan ayrıca bahsetmek gerek.Eski sovyet gelenegi oldugunu tahmın ettiğim üzre küçük bakkalların hepsini ama hepsini kadınlar işletiyor.Bu resimde ki ufak bakkal dükkanını işletende gürcü bir bayan.

Sovyet döneminden kalma başka bir bina.
Binanın üzerindeki yapılış tarihi aradaki çekiçler oldukça ilginç.
Ahada buda kominist dönemden kalma otobüs durağı.
Benim gibi demleme çay bagımlısı olupta sallama çaya mahkum olanlara bu marka çayı tavsiye ediyorum demleme çay kadar olmasada ona yakın bir tat sunuyor.Reklam gibi oldu ama neyse.
Çarşı heryerde :) Fanatik çarşı taraftarı batumdada karşımıza çıktı :)

Batumun emektarlarından biri daha..
Sokak satıcıları...süpürgelere dikkat bizimkilerin aksine uzun saplı..
Bu seferde açık bir pazar yeri buluyoruz hemen onada dalıyoruz ne var ne yok diye..
Batumdaki eski ama yenilenen makyajlanan binalardan biri daha:)
Sokakta Tavla kumar oynayan gürcüler.
Klisenin bahçesinde yorgunluk atıyorum.Daha sonra bol bol şahit olacağım üzere gürcüler dinlerine oldukça bağlı ve dindarlar.
Batumun en büyük kilisesi Virgin Mary kilisesi..

Kiliseye gelen yaşlı teyzeler..
Halk okulu dediğine bakmayın batumdaki en güzel okuldu.Sanırım zengin çocuklarının gittiği okul bu.
Batum belediyesi çalışıyor:)
Her yer inşaat her yer...

 Sıra batum limanı nı gezmeye geldi.Batum gecmişten günümüze önemli bir liman kenti..

Yazdan kalma bir gün ve bizim gibi Batum halkıda kendini deniz kenarına atmiş.
Kısmetini denizde arayan batumlular.
Kumarbaz gürcüler deniz kenarında bile kumar oynuyorlar sol altta.

Bir başka  kilise daha  karşımıza çıkıyor.Lakin amacımız altın post heykelinin olduğu hera meydanı na ulaşmak olduğu için bir iki resim çekip yolumuza devam ediyoruz.

Batum sokaklarında hera meydanını arıyoruz.
En sonunda elinde Altınpost heykelini tutan Medea nın heykeli uzaktan görünmeye başladı..
Hera Meydanı nın çevresinde sanat eseri gibi binalar Mevcud. Bunlardan birinin üzerinde mekanik bir saat var.
Muhteşem ufak dokunuşlarla binaları sanat eserine çevirmişler.
Saatin bulunduğu binanın genel görünümü..
Altın post efsanesi ni merak edenler için
http://tr.wikipedia.org/wiki/Alt%C4%B1n_Post


Media heykelinin yakından görünüşü.
O kadar lüx arabanın içinde elmas gibi parlayan klasik araba..
Beraber bi hatıra resmi olmadan olmaz..
Media heykeli uzaktan oldukça etkileyici gözüküyor..
Karadenizin montecarlosu olma iddiasında olan batum göz önünde olan bütün binaları makyajlanmış  Örneğin Posedion heykelinin bulunduğu meydana bakan bu özel mülkiyetteki binaları belediye tarafından ücretsiz yenilemiş.
Döne dolaşa yeniden kendimizi Posedion heykelinin başında buluverdik.
Heykelden bir kare detay alalm dedik:):):):):):)
Rengarenk binalar oldukça hoş olmuş.
Gürcistan ve heykeller ...Yıllar sonra Gürcistan hakkında neyi hatırlıyorsan diye sorarlarsa hiç düşünmeden heykeller derim.
Gezimizde sıra şimdide meşhur Batum plajlarına sıra geldi.
Batum sahilde iskele.

sahilden batum merkezdeki binalar.
Mevsim itibari ile sahil bomboş..

Yinede hatıra olsun diye bir kaç kare aldık. Öğrendiğimiz kadarı ile yaz mevsiminde sahiller Türkiyenin güney sahillerini aratmıyormuş.:)
Batum sokakları ve sahili oldukça renkli.Heykeller binalar gemiler şehir turunu zevkli hale getiriyor.
Sahil boyunca çok geniş yürüyüş ve bisiklet yolları var.

Sahilin sonunda dönme dolap batumu birde yukarıdan görmek isteyenler binebilir.Biz bindik mi diye sorarsanız arkadaşım Özerin yükseklik korkusu nedeni ile binemedik:(
Dünyanın her yerinde kırmızı kalp aşkı simgeliyor.Bir an aklıma sinopta bıraktığım dünyalar güzeli karım ve oğlum geliyor hüzünleniyorum:(Azerbaycan planlarımız o anda yatmaya başlıyor.Gecen hergün özlemim artacak.Ve biz azerbaycana gitmekten vazgececeğiz.

Batum deniz feneri..

 Çay içen Sevgililer heykeli..Davetsiz oturuverdim aralarına.:)
Sagol yenge çay verenelerin çok olsun:)
Batum saat kulesi.
Sağdaki Acara özerk bölgesinin bayrağı soldaki ise Gürcistan bayrağı.

We are here::)

Özerim gördüğü her sokağa dalıveriyor.
 Yolumuz yine bir kilisenin önünden geçiyor.
İçerde ibadet eden gürcüler.

Binalardaki ayrıntılar göz kamaştırıyor.Adamlar sıradan şeyleri bile sanat eserine çevirmesini bilmişler.


Binadan bir ayrıntı.
Hacı hacıyı Mekke de deli deli yi batum da bulurmuş.
Batumda hatta bütün gürcistanda gördüğümüz ilk ve son şahin veya doğan herneyse:)
Batumun tanıtım filmlerinde broşürlerinde hatta magnetlerinde sıkça gördüğümüz bina..
Batumun bir diğer simge binalarından sheraton hotel ve kumarhanesi.Şehrin hemen hemen heryerinden görünüyor.Bu sebeble bu binayı kendinize nirengi noktası alıp kaybolmadan gezebilirsiniz.

İlginç binalardan bir diğeri.Eski bir yapıyı bambu kamışlarla giydirip son derece hoş ve modern bir görüntüye sokmuşlar.

Gün battıkça batum işıklı elbisesini tekrar giyiyor.Sheraton otelin casinosu bütün ışıklarını yakmış müşterilerini bekliyor.Hatırlatmakta fayda var müşterilerin %80 türk.

Daha önceden yaptığım araştırmalarda gölün üzerinde fıskıyelere yansıtılan görüntülerle show düzenleniyormuş.Bekledik ama denk gelmedi mevsimden dolayı herhalde.
Ve batumda güneşi batırıyoruz yavaş yavaş....
Gün batımı ile beraber batumdan ayrılma ve tiflise yola koyulma vakti geliyor.
Günün bütün yorgunluğu yüzümüze yansıdı.Bir an önce kendimizi tiflis trenine atıp güzel bir uyku çekmeyi planlayıp valizlerimizi almaya hostele dogru yola çıktık.
Yemekle aram pek iyi olmadığı için daha doğrusu damak zevkim pek gelişmiş olmadığındann gittiğim yerlerde önce türk yemeklerini tercih ediyorum.Gürcistandada aynısı oldu ve Batumda türk sokağında bulunan 10 a yakın türk lokantalarını tercih ettik.Fakat oraya kadar gidipte yemeden dönülmeyecek tatlarda mevcud.İşte  onlardan biri Khachapuri hemen hemen tüm karadenizde yaygın olan pide kültürü gürcistandada yaygın.Kısaca tarif etmek gerekirse peynirli pidenin üstüne çiğ yumurtayı kırıp getiriyorlar bana pek ilginç gelmedi ama denemekte fayda var .Biz 2  khachapuri ve  2 caya 17 lari ödedik.
Değişik kültürlerin mutfakları ile ilgilenenler için

http://guercueyemekleri.blogspot.com


  Buda yapılışı deneyin derim.


Batuma veda etmeden evvel birkaç not eklemek istiyorum.
  • İlk olarak batum gezmesi oldukça zevkli ve güzel bir şehir.
  • Vizesiz ziyaret edilmesi dolayısı ile vize problemi olmadan ziyaret edilebilir.Lakin cok uzak olması munasebeti ile bizim yaptığımız gibi değilde uçakla gidilmesi daha uygun bence.
  • Eger karayolu ile gidilecekse dogu karadeniz ile birleştirilse bu kadar yol katetmeye değecektir.
  • Yabancı ülkelerde sıkça karşılanılan dil ve yemek sorunu yok hemen hemen herkes türkçe biliyor ve heryerde türk lokantası var
  • Ben batumu kemere benzettim gerçekten küçük turistik türk şehri gibi.
  • Batuma geldiğinizde turizm ofisine ugrayın oradan alaçagını broşürler ve şehir haritaları işinize yarayacaktır.
  • çoğu yerde türk parası geciyor olması büyük avantaj.
  • Ulaşım özellikle taksi ve metro(tiflis te) çok ucuz.
  • Batum botanik parkını gezin derim biz dönüşe bıraktık bırakınca da arada kaynadı gezemedik:(
Valizlerimizi almadan önce batumda bulunan çok az süpermarletcik(bizim mahalle arasında bulunan bim marketleri bile daha gelişmiş.:) lerden birine girip kendimize yolluk birşeyler aldık.Yanlız yoldaşım özerle Şarabın renginde anlaşamadığımızdan dolayı ukrayna votkası aldık.Özer beyaz ben kırmızı şarap seviyorum.Tekrar bahsi geçmişken Gürcistan ve şarap muhakkak deneyin derim zaten dünyaca ünlü.
Batum tren garına gitmeden evvel her zaman uğradığımız cafeye gidip garson arkadaşla hem vedalaştık hemde bir kağıt parçasına gürcüce  gece tiflis trenine 4 kişilik kompartımandan iki kişilik yer istiyoruz diye yazdırdık iyiki yazdırmışız çünkü gişedeki bayanlar yes ve no dan başka ingilizce kelime bilmiyorlar. Derken aklıma gelmişken gündüz hemen hemen 30 gürcü vatandaşına genç yaşlı tren istasyonunu sorduk 27 kişi tek kelime anlamadı 2 kişi anladı ama cevap veremedi bir genç cocuk ise cat pat anlattı birşeyler.Hatta ben bir ara abarttım kendimi gürcü vatandaşin karşısında çuf çuf diyerek tren takliti yaparken buldum:):):)

Hostele gittik ve valizlerimiz aldık sıra taksi bulmaya geldi eh biraz biraz batumlu olduk artıkın o yüzden iyice rahatız bir taksi bulduk pazarlık 20 lariden açıldı biz çok dedik adam 15 e indi gene çok dedik başka bir taksici araya girdi ben 10 lariye götürürüm dedi biz hemen atladık şimdiki aklım olsa 5 lariden fazla vermem.Sizde vermeyin taksi bol nasıl olsa:)

Batumi train station
Batum Tren Garı
Özerim bütün yol boyunca olduğu gibi  yine elindeki oyuncağı telefonla oynuyor.
Tiflis tren biletini almadan evvel garı keşfe çıktık oldukça küçük ama sevimli bir istasyon yaklaşık 5 km kadar şehrin kuzeyinde.
Tiflis tren biletini aldık fakat dedikleri kadar varmış gişedeki bayanlar İngilizce bilmiyorlar ve yanlış bilet almak an meselesi iyi ki gürcüce yazdırmışız ne istediğimizi. Bu resimde tren biletini çözmeye çalışıyorum. Sizede tavsiyem tarihi gidilen yeri numaraları muhakkak kontrol edin.
Batum Tiflis Tren Bileti 

İşte batum tiflis tren bileti.Üsteki renkli olanı trende kondüktör alıyor alttaki nüsha sizde kalıyor hemen belirtelim batum tiflis tren bileti yataklı kişi başı 22 lari. Hatırlatmakta fayda var 4 kişilik yerden aldık biletimizi eğer yanınızda kimseyi istemiyorsanız 2 kişilik yerlerde var ama biraz pahalı.
Afganistan'a giderken afgan airlines tiflise giderken Geeorgian railways pek bi bahtsızım:)
Batum -tiflis treni
Hatıramız olsun.


Nedenini anlamadığım sebeble hemen hemen bütün gürcistanda garip bir koku var gibi geldi bana.Belki benim kuruntunmdur ama biz ne olur ne olmaz bütün kompartımanı kolonyalı mendil ile sildik.
Eger yolunuz bizim gibi düşerse gürcistana günün birinde içmeyin derim bu marka suyu:)Tadı bizim çeşme suyundan daha kötü.

ukrayna votkası
Ukrayna votkası

Batum tiflis treni 10 dakikalık ufak bir gecikmeyle hareket etti.Tek kelime ingilizce bilmeyen konduktor amcamızın bilet kontrolünden sonra hemen soframızı kurduk:)Batumda ki süpermarketcikten aldığımız Ukrayna votkasını açıp demlenmeye başlıyoruz.

Vay be geçer mi bu batum tiflis yolu... bu kadeh senin şerefine emmoğlu:):)
Trenimiz ilk saatlerde posta treni gibi zırt pırt duruyor ama olsun keyfimiz yerinde..
İlerleyen saatlerde Alkolün verdiği rehavetle yorgunluktan şişmiş ayaklarımızı birazda olsun dinlendiriyoruz.
Unutmadan hatırlatalım yataklı vagonun sonundaki odadan kendiniz gidip çarşaf yorgan alıyorsunuz yok öyle armut piş ağzıma düş.:)
3 gündür yolda olmanın verdiği yorgunlukla alkolün etkisini unutmamak gerekir mışıl mışıl uyumuşuz. Maalesef gece treni olduğu için ülkeyi baştan başa katetmesine rağmen hiçbir şey göremedik.400 km lik batum tiflis arasındaki mesafeyi tren yaklaşık 8 saatte alıyor.Sabah saat 6.30 gibi uyandık ve her yer zifiri karanlıktı bir ara biz nereye geldik gibi sorular kafamızda uçuşmaya başlamadı değil hani..
Unutmadan tren Tiflisten evvel bir kaç durakta daha duruyor sakın ola inmeyin. Tiflis garında da herhangi bir tabela yok sizler eğer bu yolculuğu yapacaksanız herkesin indiği yerde sizde inin son durakta yani.

Trenden indiğimizde daha güneş doğmamıştı o yüzden istasyonda biraz soluklanıp havanın aydınlanmasını bekledik.Fotoğraftaki manzara istasyondan tiflis manzarası.
Şaşırtıcı şekilde Gürcistan ın hemen hemen tüm toplu kullanılan mekanlarında İnternet bağlantısı mevcud. Bizde hemen bunu fırsat bilip bizden haber bekleyen sevdiklerimize tiflise sağ salim ulaştığımızı haber veriyoruz.
Tren garında çay ve kahve dükkanları mevcut ama yanınızda bozuk para bulundurun. Özerim yaklaşık 20 dakika para bozdurmakla uğraştı.
Sallama da olsa çay kendime getirdi beni.
Gelelim tiflis tren garından şehir merkezine nasıl gidileceğine . Tabi ki metro ile .Kısaca nasıl gidilir bahsetmek istiyorum.Tren garından çıktıktan sonra sağa döndüğünüzde 15-20 metre ileride metronun girişini göreceksiniz.Ordan giriş yaptığınızda gişeler çıkacak karşınıza. Maalesef gürcü vatandaşların kullandığı kartlar var biz rica ettik 1 lari verdik adam bizim yerimize kendi kartını okuttu.Biniş kişi başı 0.5 lari.
Tiflis metro istasyonu-tbilisi metro station
Buda metro istasyonun girişi.



tiflis metro hattı -tbilisi metro

Bura dada tiflis metrosunun planı

Metronun peronlar kısmına ulaşmak için yaklaşık 100 metre yerin dibine iniyorsunuz.

Metrodan eski tiflise en yakın durak olan özgürlük meydanı (freedom square)durağında inip meydana yakın bir cafede kahvaltımızı yaptık. Cafede internet bağlantısı vardı.Hemen booking com dan otel baktık ve gezilip görülecek yerlere en yakın olan Charm oteli seçtik.Fotoda özer otelin kapısında bekliyor.
Booking comda iki kişi bir gece fiyatı 90 lariydi biz pazarlıkla 70 lariye indirdik.

Kaldığımız odadan kareler oldukça eski bir konak otele çevrilmiş.

Otele yerleşmemizin ardından yorgun vücutlarımızı 2 saatlik şekerlemeyle dinlendirdik malum Batumdan sonra Tiflis sokakları da bizi bekliyordu.
Tiflis hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse yaklaşık 1.5 milyon nüfusa sahip Kura ırmağının iki yakasına kurulmuş vede tarihi önemini İpek Yolu üzerinde olmasından günümüzdeki önemini ise Baku-Tiflis-Ceyhan Boru hattından alan tarihi güzel bir şehir.
Kentin ismi ise eski bir efsaneden geliyormuş.Eskiden Tiflisin bulunduğu yer ormanlarla kaplıymış.Gürcü kralı Vantang Gorgasal atmacası ile sülün avlamaya gider.Gördüğü bir sülün sürüsüne atmacasını gönderir ama atmaca bir türlü geri dönmez:Kral hemen atmacasını aramaya çıkar ve sülünle beraber atmacasını sıcak bir suyun içinde bulurlar. Kral burayı beğenir ve buraya bir şehir kurulmasını emreder.Şehrin ismi de tbili(ılık) sudan dolayı Tbilisi olur.
Şehrin isminin nereden geldiğini de öğrendik sıra keşfetmeye geldi..Tiflis yürüyerek zorlarsanız 1 günde ki zorlamaya gerek yok bence, zorlamazsanız 2 günde gezilebilecek bir şehir.

Bu da hostelimizin balkon manzarası. Hosteli beğenmedik içi rutubetli vede iyi ısınmıyordu falan ama konumu ve manzarası hepsini unutturdu bize.Altın kubbesi ile hemen dikkat çeken Sameba Holy Trinity Kilisesi ve önünde başkanlık sarayı .Acaba Saakashvili amcamız içeride midir merak ettim.:)
tiflis barış köprüsü
Hostelden çıkar çıkmaz Tiflisi ortadan ikiye bölen Kura nehri karşımıza çıktı.İlk bakışta nehrin üzerinde ikisi tarihi diğeri modern 3 tane köprü gördük.Öğrendiğimiz kadarı ile modern olanın adı barış köprüsü imiş.Gece olduğunda ışıklandırılınca çok daha güzel gözüküyor.
The Bridge of Peace in Tbilisi
Buda köprüden manzara.

Köprüden geçip sağa döndüğünüzde 50 metre ileride teleferik göreceksiniz.Teleferik Kura nehri ile gürcülerin anası Kartlis Deda  heykelinin de bulunduğu kiliseler bölgesi arasında işliyor.Çıkışı teleferikle inişi de yürüyerek yapmak en iyisi.
 Teleferik girişindeki gişeden bir adet kart aldık bu kart aynı zamanda metrodada kullanılıyor almanız tavsiye olunur.Kartın depozitosu 2 lari bir biniş 1 lari.

Teleferikten manzaralar .Nasıl olduysa nasıl becerdi isek Özerle aynı kabine binemedik:)O ben bindim biniyorum ben binemedim derken Özer in bindiği kabin hareket etti ben sonrakine kaldım:)
 Kartlis Deda 
 Kartlis Deda  heykelinin bulunduğu tepe.



Meteki Kilisesi ve önündeki Kral Vakhtang Gorgasali Heykeli. 12.yy yapımı.
Kabine benimle beraber binen gürcü arkadaşa çektirdim fotoğrafları.






Benden önce tepeye ulaşan özer beni bekliyor.:)
 Tepede beni bekleyen Özer kabinden inişimi fotoğraflamış.Sağdaki gürcüde kabinde benim fotolarımı çeken vatandaş sağ olsun: )                                      
Sonunda heykelin bulunduğu tepeye ulaştık. Batum da kaldığımız sürece bize eşlik eden güzel hava bizi terk etti Tifliste puslu ve hafif yağmurlu hava bize merhaba dedi:)
Buda tepeden Tiflis manzarası..
Heykelin bulunduğu alana giderken bu yıkılmış bina daha doğrusu üzerindeki yazı dikkatimizi çekiyor. Property of the helenic republic. Yunanistan Cumhuriyetinin malıdır .Binanın hikayesini merak ettim doğrusu bilen varsa yazı versin :)
Heykel tüm ihtişamı ile bizi karşılıyor..

Ahada Karşınızda Gürcülerin anası Kartlis Deda .
Heykelin altına gelince çok daha etkileyici görünüyor.Umarım elindeki kılıçı sağlam yapmışlardır.:)


Gelelim heykel hakkında birazcık ansiklopedik bilgilere..20 metre yükseliğinde ki  alüminyumdan yapılan heykel Tiflisi'n kuruluşunun 1500. yılı anısına 1958 yılında sololaki tepesine dikilmiş.Heykel gürcü kıyafetlerini giymiş bir kadını betimliyor.Bir elinde düşmanca gelenler için kılıç diğer elinde de dost amaçlı gelenlere ikram etmek için kase dolusu şarap tutuyor..
Aman yengee valla biz dost amaçlarla geldik yanlış anlaşılmasın bir iki şişe şarap içip gitcez:):):)

Gezi boyunca yoldaşim Özerle pek beraber poz vermek kısmet olmadı ordaki turistlerden ricacı olduk çekiverdiler resmimizi..
Tepeden Tiflis manzarasını izliyoruz ..
Bakıpta ne gördün diye merak ediyorsanız işte bu manzara gözüküyor.
Başladık tepeden aşağı inmeye.İnerken daha iyi kareler yakalamaya çalışıyoruz.

İnişte karşımıza birkaç tane daha tarihi kilise çıkıyor.



Tabi ki ne yapıyoruz dalıveriyoruz kilisenin içine kalabalık bir grup hazırlık içerisinde sonradan çakıyoruz köfteyi nikah var..Göreceğimiz onlarca düğünden ilki adamlar evlenmek için bizim gelmemizi beklemişler sanki
Bakıyorum sağa sola nikah şekeri veya lokum gibi bir şey var mı diye ama yok buradan ekmek çıkmayacak bize:)


Heykelin ihtişamı bizi öyle etkiledi ki dönüp dönüp bakmaktan kendimizi alamıyoruz. Amerikada ki özgürlük heykelini görsek kim bilir neler olacak.
Neyse vardık Tiflisin eski mahallelerine.Bize ilk merhaba diyen bu kedicik oluyor.

Bu teyzelerde bizim biraz önce şahit olduğumuz nikah törenine gidiyorlar ama inşallah sonuna yetişirler:) Keza bu hızla zor gibi...
Burada ki bakkalı bulun bakalım:)
Bu resmi niye çekmişiz hadi çekmişiz niye buraya koymuşuz anlamadım..



Kolay gelsin teyze:)

Ya bu resimde ki adamı bizim ünlülerden birine benzetiyorum ama kime :)
Yine yeni ve yeniden bir kilise daha....
Gürcistan'ın fakir yüzü Tifliste de karşımıza çıkıyor.Fakirlikten insanlar her şeylerini satılığa çıkarmışlar.



Sokak sokak dolaşırken birden karşımıza garip bir yapı çıkıveriyor.
Leaning Tower

Adı Leaning Tower olan yapı aslında saat kulesi.Kulenin yamuk yumuk olmasından başka bir özelliği ise saat başı kulenin üzerindeki nişten kukla bir papazın çıkıp çana 4 5 defa vurması.


Saatin üstündeki çana vuruyor papaz ne yazık ki saat başını geçirdiğimiz için göremiyoruz.Beklemekte işimize gelmiyor:Nasıl olsa şehir merkezinde deyip saat başına yakın bir vakitte gelip görmeyi planlıyoruz.
Saat ve ben.:)
Saatin yapımında tarihin değişik dönemlerinden kalma devşirme taşların kullanıldığı göze çarpıyor.Misal roma döneminden kalma sütun başlıkları.
 Bir tavsiye saatin etrafında ufak ve şirin kafeler var oturup bekleyebilirsiniz.
Gezimize devam ediyoruz karşımıza oldukça eski bir kilise daha çıkıyor:)


Hep sağa sola veya yukarılara baktığımız için geç fark ediyoruz.Bozuk yolların üzerine herhalde tiflis belediyesi yapmış olsa gerek.Topuklu ayakkabılara dikkat hanımlar işareti koymuşlar:)


Karşımıza başka bir heykel daha çıkıyor.Dans eden gürcüler heykeli bu ismi ben uydurdum:)


Hoop hemen aralarına dalıveriyorum.:)

Aralarında biraz uffak kaldım gibi.



Ama olsun eğlenceliydi:)

Eskiden şehir aydınlatmaları heykelde görüldüğü gibi yapılırmış.
Bizim kültürümüzde yaşlılara yardımcı olmak lazım:) du tutuvereyim amca düşçen kalcan başımıza alla alla:)

Yönümüzü tekrar özgürlük meydanına çeviriyoruz.
Meydana çıkan caddelerde çok hoş konaklar çıkıyor karşımıza.

Kimler oturuyor ki buralarda..


Fakir semtten zengin semte geçerken evlerin ve arabalarında şekli şemaili de değişiyor:):)
Ve tekrardan özgürlük meydanındayız.
Ejderhayı öldüren kral tekrar bizi selamlıyor.
Özgürlük Meydanının yan tarafında Pushkin Parkı var .Bu park Türk tarihinde oldukça acı bir olaya tanıklık etmiş.21 Temmuz 1922 de Meşhur İttihatçılardan Cemal Paşa yanındaki 2 arkadaşıyla burada suikasta uğramış.
Türk yakın siyasi ve askeri tarihinin önemli simalarından Cemal Paşa.



 Neyse bu parkta da bedava internet buluyoruz banklarda oturup hem plan program yapıp hemde soluklanıyoruz.


Gez gez karnımız da acıktı.Bir gezgin olarak en kötü yanım yabancı tatlara karşı ön yargılı olmam o yüzden pek denemem bundan utanç duyuyorum ama ne yapimm:) hemen burgerking formatında bir yere girip karnımızı doyuruyoruz.:):):)

Saati kontrol ettiğimizde saat başina 10 dakika kaldığını gördük hemen saat kulesine doğru yola çıktık malum çana vuran papaz bizi bekliyor.



Leaning toweri ararken yolumuz Gürcistan patrikhanesinin önünden geçiyor gözümüz kapısına takılıyor çok ama çok güzel.
Kapıdan detaylar..





Tekrar Leaning tower ın bulunduğu meydan ulaştık.Başladık papazı beklemeye. Hakikaten tam saat başında sırtında kanatları, elinde çekici bulunan bir papaz belirdi.Bizde hem resmini hemde videosunu çektik.Merak edipte oraya gidemeyenler için:)



Buda çektiğimiz video izlemek isteyenler için..






Saat kulesindeki papazı izledikten sonra nabalım nabalım diye düşünürken Kura nehri kıyısında sürekli gözümüze çarpan büyük modern bir binayı keşfetmek üzere başladık yürümeye...
Binaya yaklaştıkça mimari yapısı dahada dikkat çekmeye başladı keza Tiflisin eski binalarının yanında ben buradayım diyor:)



Tiflisin geniş caddalerini sağ salim geçmek için muhakkak üst geçitleri kullanmalıyız trafik delicesine akıyor ...
Binanın girişindeki tabelayı görünce merakımızda son buluyor gül devriminden sonraki güzel gelişmelerden biride halk hizmet binaları burda gürcü vatandaşlar pasaporttan belediyeye bankadan vergi işlemlerine her türlü hizmeti alabiliyorlar.Gürcistan gezisi öncesi araştırmalarımda haberim olmuştu şahit olmak güzeldi..
Buda binanın içerisinden görüntü Gürcistanın modern yüzü:)

Yorgunluk belirtileri başgöstermeye başladı gece koyun gibi erkenden uyumamak için otele gidip dinlenmeye karar verdik.
 Dönüşte bir başka düğüne daha tanıklık ettik.Hemen yanlarına gidip evlenme kültürleri hakkında bir şeyler öğrenmeye çalıştık lakin gürcülerin kendi kültürlerinden ziyade hepimizin aşina olduğu global düğün töreniydi klasik:(
Gürcü düğünü
Otele giderken yine sağlı sollu tarihi yapıların arasından geçiyoruz. 


Otele ulaştıktan sonra kalan votkamızı balkonda tiflis manzarasına karşı içmeye karar verdik.
Başkanlık sarayına baktık durduk belki başkan Saakaşvili balkona çıkarda beraber karşılıklı kadeh kaldırırız diye ama maalesef göremedik:)


Şehir merkezindeki otelleri tercih etmemizin en önemli sebebi istediğimiz zaman geri dönüp ihtiyaçlarımızı karşılayabiliyor oluşumuz.Yoruldukça gidip gidip dinlendik.Konfor ve lüks bizim için ikinci planda:)
2-3 saatlik moladan sonra tekrar çıktık tiflis sokaklarına:)Hava kararmış eski tiflis tekrar gecelik elbisesini giymişti. Otelimizin hemen yanında büyük bir casino vardı girmedik ama hatıra pozu aldık.
Gece olunca Meteki kilisesi ve önündeki kral Vaghtang Gorsali heykeli daha bir ihtişamlı duruyor.


Gündüz arşınladığımız Eski Tiflis sokaklarında tekrar gezinmeye başladık.Maalesef yine bir Türk lokantasına girip Türk Kültürüne ait yemeklerle karnımızı iyice doyurduk.

Gürcistan beyaz şarap

Sokaklarda dolaşırken birden karşımızı yerin altında ufak ama şirin bir pub çıktı.O muhteşem Gürcü şaraplarından henüz tatmamıştık. Bunu fırsat bilip içeri dalıverdik.İçeride bizi domuz eti kokusu olduğunu sandığım ağar bir koku karşıladı.Ama zaman geçtikçe alıştık:)Mekanı her yerde olduğu gibi 4 Gürcü bayan işletiyordu ve her zamanki gibi hiçbiri İngilizce bilmiyordu. Özerle yeniden beyaz şarap kırmızı şarap polemiğine girdik fakat gürcü bayanın menüden bir beyaz şarap seçip güzel şeklinde işaret etmesi sonucunda kararımızı beyazdan yana kullandık.


Bir saatten fazla oturup sohbet eşliğinde şaraplarımızı içtik arada ben bir kadeh kırmızı şarabında tadına baktım.

Kendimizi yine attık Tiflis sokaklarına bu Gürcüler çok erken yatıyorlar herhalde saat  daha 23 olmasına rağmen sokaklarda kimse kalmamıştı.Bizde ne yapalım ne yapalım derken nasıl olsa metro ucuz metroyla gezelim dedik.

Metroda da kimsecikler yok.

Yeniden yerin dibine 100 metre iniş. Kapalı alan fobisi olanlar falan rahatsızlık duyabilir o kadar yani.


Aşağı iniş o kadar uzun sürüyor ki oturup dinleniverdim.


Metroyu kullanarak özgürlük meydanı durağından bir önceki durak olan Rustavelli durağında indik.Rustaveli street Tiflisin nişantaşı gibi lüks semti.Eski Gürcü şair Shota Rustaveli nin ismi verilen cadde Özgürlük meydanından başlayıp 1.5 km uzanıyor.Üzerinde Parlomento Binası,tiyatrolar,mağazalar barındırıyor.Çok hoşumuza gitti ama gecenin ilerleyen saatlerinde geldiğimiz için pek kimse yoktu ertesi gün tekrar gelmeye karar verdik.Ve metroyu kullanarak tekrar özgürlük meydanına oradan eski ve rutubetli otelimize gidip yattık.

Ertesi gün erkenden kalkıp valizlerimizi kaldığımız otele emanet bıraktıktan sonra fazla vaki kaybetmemek için kahvaltıyı ayak üstü bir şeyler atıştırıp geçiştirdik.Ve hemen otel manzaramızın en güzel figürü Holy Trinity Katedraline doğru yola koyulduk.Katedrale doğru ilerlerken yine hoş sürprizlerle karşılaştık.
Çok hoş bir metal bisikletle karşılaştık.
Hem bir gezgin hemde bir bisiklet sevdalısı biri olarak hemen incelemeye koyuldum.
Bisikletin hemen yanında uçan daha doğrusu uçamayan gürcü heykeli var.

Sorumluluk sahibi bir Türk olarak hemen omuz verdik tabi:)

Kura nehri üzerindeki Barış Köprüsünü tekrar kullanarak karşı tarafa geçtik.

Barış Köprüsünün diğer tarafı büyük bir parka açılıyor.




2 yorum:

  1. vay hocam kaşına gözü dursun bizsiz gezersin hem de gürcistan vay vay

    YanıtlaSil
  2. senin şu motor gelsin seninlede yaparız bir karadeniz gürcistan turu:)

    YanıtlaSil